Labels

About Me

Haberi çeşitli kaynaklardan sorgular ve ziyaretcilerine en doğru haberleri paylaşır.Haberi kaynağına soracaksın... Habersor editoru
adli olaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adli olaylar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tecavüzcü cani kocaya müebbet hapis cezası.

| 27 Haziran 2014 Cuma |

Köfte Patates pişirdi diye nikahsız eşini 40  yerinden bıçakladı.

Duruşmada laf meydan sanık Avukatı Sait Sağlam müvekkilinin mağdureye yönelik cinsel hücum suçunun yasal unsurları oluşmadığını belirtirken, Zülfikar Bakıryapan'ın tahrik altında kalarak eylemi gerçekleştirdiğini anlattı.

 "12 yaşında kaçırılma olayına katılmıyoruz" diyen avukat Sağlam "Mağdure kaçırılmamıştır ve kendi isteğiyle gelmiştir. Her ne kadar rapor verilse de biz raporları kabul etmiyoruz. Cinsel hücum suçları oluşmamıştır" diye söyledi. Duruşmada daha sonra nihayet savunması yapan sanık Bakıryapan, "Yapmamam gereken şeyler yaptım. tanrı katında fazla pişmanım" diye konuştu.Kararını açıklayan mahkeme, Zülfikar Bakıryapan'ın mağdure ile gayri resmi evlendiği ve henüz 12 yaşındayken cinsel saldırıda bulunduğu sabit görüldüğünü belirtti. Kararda sanık Bakıryapan'ın mağdureyle evlendiği tarihte 17 yaşında olduğu, eylemini öldürdüğü tarihe kadar sürdürdüğü anlatım edildi.

 Bakıryapan'ın mağdureye karşı cinsel hücum suçunu birçok defa tekrarlaması nedeniyle 12 sene hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilirken, kasten insan öldürmek suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, sanık Bakıryapan'a verilen cezalarda herhangi bir indirime gitmedi.Kararın okunmasının ardından salonda izleyiciler arasında yer meydan sanık Zülfikar Bakıryapan'ın annesi baygınlık geçirdi.

OLAYIN GEÇMİŞİ Fatih'te 18 Temmuz 2012'de yaşanan olayda; eşine daimi şiddet uygulayan Zülfikar Bakıryapan (31), Mahmure Karakule'yi, iki çocuğunun gözleri önünde evvel sopayla dövmüş, ardından ekmek bıçağıyla 40 yerinden bıçaklamıştı. Genç kadın hayatını kaybederken, çocuklarını da yanına meydan zanlı polise teslim olmuştu.


Bayrağı indiren komando eğitimli MİT'ci iddiası.

| 11 Haziran 2014 Çarşamba |

HAK-PAR Genel Başkanı Kemal Burkay, bayrak indirme olayına ilişkin, 'Bunu bir çocuk değil, ancak komando eğitimi görmüş genç biri yapabilir' dedi

Kemal Burkay: Bayrak indirme olayının arkasında MİT olabilir
 HAK-PAR Genel Başkanı Kemal Burkay, bayrak olayının arkasında PKK içine sızmış istihbarat kuruluşları olabileceğini öne sürdü.

 “Bayrağı indiren, her halinden eğitimli bir komando olduğu belli kişi kim? Niçin derdest edilmedi? Şu anda nerede?” diyen Burkay, "KCK içinde yaklaşık bin MİT mensubu olduğunun medyaya yansıdığını" hatırlatarak, "Bu kişilerin şimdi ne yaptıklarının bilinmediğini" ifade etti.


Burkay, yüzü maskeli bir kişinin direğe çıkıp bayrağı indirdiğini ve kayıplara karıştığını hatırlattı. Burkay, “Kışlanın yüksek duvarından ve iç kısımdaki tel engelin üzerinden atlamasına, yüksek direğe tırmanıp bayrağı indirmesine bakılırsa, bunu bir çocuk değil, ancak komando eğitimi görmüş genç biri yapabilir. Bu kişi şu anda nerede? Nasıl olur da silahlı nöbetçilerin ve özel timcilerin arasında bütün bunları böyle rahatça yapabildi, kendisine karışılmadı ve kolayca çekip gitti? ” diye konuştu.

Olayın üzerinde ciddi şüpheler olduğunu, yapılanın kamuoyunu kışkırtmaya, gerilimi büyütmeye yönelik bir provokasyon olduğunu gösterdiğini anlattı. Daha önce Mersin’de de böyle bir provokasyon yaşandığını ve sonrasında ülke genelinde olaylar yaşandığını hatırlattı.
Burkay, “Böylesi provokasyonları yapanlar eğer biliniyorsa hemen yakalanmalı. Yoksa bu türden yeni provokasyonlar yaşanacak, ortam çok daha gerilecek ve kitleler kışkırtılıp çok daha kötü gelişmelere yol açılacak.” ifadelerini kullandı.

Kemal Burkay, geçmişte "KCK ve bazı başka örgütler adına sokakları karıştıran, sağa sola molotof bombası ve bomba atan, ölümlere yol açan gruplar içinde MİT elemanlarının, provokatörlerin olduğunu da bildiklerini" kaydetti. Burkay, “Birkaç yıl öncesi İstanbul’da otobüse molotof kokteyli atıp bir genç kızın ölümüne yol açan kişinin bir MİT elemanı olduğu anlaşıldı. Batman’da böylesi bir bombacının yakalandıktan sonra emniyetin elinden çekilip alındığını bizzat emniyet müdürü açıkladı. Daha birkaç yıl öncesi KCK içinde 1.000 dolayında MİT elemanı olduğu medyaya yansımıştı. Ne oldu bu kişiler? Ergenekon örgütü kurumlardan temizlendi mi, yoksa bir dizi ‘uyuyan hücre’ harekete geçmek için uygun zamanı mı bekliyor? Ve şu anda indirilen bayrak olayında da işin içinde, Genelkurmay’ın ‘sabrını zorlayan’ böylesi hücreler olamaz mı?” sorularını yöneltti. korhaber.com


Doçent'i eğitim mafyası mı öldürdü?

| 10 Haziran 2014 Salı |

Konya'da Selçuk Üniversitesi'nde Prof. Dr. Ahmet G. tarafından fakültedeki odasında boğazı kesilerek öldürülen Doç. Dr. Celalettin Özdemir'in ailesi adına eniştesi Özden Çelik yazılı açıklama yaptı.

Konya’da Selçuk Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ahmet G. tarafından fakültedeki odasında boğazı kesilerek öldürülen Doç. Dr. Celalettin Özdemir’in ailesi adına yazılı açıklama yapan eniştesi Özden Çelik, ‘Evladımız, öğrencileri, bilim adamlarını hedef almış, çıkar amaçlı organize olmuş bir çetenin tüm sırlarını öğrendiği için deşifre olmaktan korkanlar tarafından silik ve ezik bir karaktere sahip kişiye öldürülmüştür. Olayın özü budur. Bununla ilgili adli makamlara başvuruda bulunduk’ dedi.

6 ay önce eşinden boşanan 2 çocuk babası Doç. Dr. Celalettin Özdemir’in öldürülmesinin ardından sessizliğini koruyan ailesi, kamuoyunu aydınlatmak için yazılı bir açıklama yaptı. Ailesi adına Özdemir’in eniştesi Özden Çelik, ‘Ağabeyimiz, kardeşimiz evladımız dostumuz arkadaşımız değerli bilim adamı kötülerle mücadelesinde canından olan doçent doktor Celalettin Özdemir, canavarca planlanarak tasarlanarak öncesi ve sonrası son derece zekice detaylandırılarak odasında öldürülmüştür’ dedi.

Özden Çelik, Özdemir’in odasında boğazı kesilerek öldürüldükten 3 gün sonra olayın ortaya çıktığını, ağır kokulara, imdat seslerine rağmen, hiç kimsenin ilgilenmemesinin dikkat çekici olduğu öne sürüldü. Cinayetin kadın sekreterle ilişkilendirilerek saptırıldığı belirtilen Özden, açıklamasını şöyle sürdürdü: ‘Bizim evladımız basında yer aldığı gibi kadın meselesinin odağında değildir. Bu tamamen olayın saptırılması için üretilen bir magazindir. Örtüdür, hedef saptırmadır, bir iftiradır. Evladımız öğrencileri, bilim adamlarını hedef almış, çıkar amaçlı organize olmuş bir çetenin tüm sırlarını öğrendiği için deşifre olmaktan korkanlar tarafından silik ve ezik bir karaktere sahip kişiye öldürülmüştür. Olayın özü budur. Bununla ilgili adli makamlara başvuruda bulunduk.’

Cinayet zanlısı Prof. Dr. Ahmet G.’nin görevinden istifa etmek için dilekçe veren dekan eşi Prof. Dr. Handan G.’nin de rapor almasını eleştiren Özden’in açıklamasını ‘Sayın dekan eşinin suçundan dolayı istifa etmek zorunda değil elbette. Ama eşi teslim olmadan bir gün önce rapor almıştır. Katil okulda toplantılara katılırken, dekan rapor alıp okuldan uzaklaşmıştır. Yani cinayeti bilmektedir. Bizim evladımız odasında kanlar içinde yatarken ve üst katlardan kokuları hissedilirken, katil emekli dilekçesiyle uğraşıp dekan hanımda rapor alıp görevini terk etmiştir. Evladımız bizlerin gayretiyle bulunmuştur. Oysa olay ne kadar ağır olsa da, Allah kimsenin başına vermesin fakülte dekanının eş sıfatı ile değil yönetici sıfatı ile hareket etmesi gerekir ve olaya müdahale edip görevinin sorumlulukları yerine getirmesi gerekirdi’ diye tamamladı.


Ormana götürdüğü kız arkadaşının zorla elbiselerini çıkardı.

Davanın ilk duruşmasında savunması alınan tutuklu sanık R.C., suçlamaları reddetti.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye göre; 24 yaşındaki R.C., 2 yıldan bu yana görüştüğü kız arkadaşı N.G.’yi gezme bahanesiyle ıssız bir yere götürdü. Burada genç kızı öpmeye çalışan şüpheli R.C., N.G.’nin karşı koyması üzerine önce tokat atarak yere düşürdü.

 Mağdurun yere düşmesi üzerine saldıran şüphelinin, "Ben buraya bunun için geldim. Yoksa burada ne işim var?" dedi. Mağduru döverek üzerindeki kıyafetleri zorla çıkaran ve tecavüz ettiği öne sürülen şüpheli R.C.’nin cinsel saldırıdan sonra, "Ben istediğimi aldım" diyerek hakaret ettiği kaydedildi. Daha sonra mağdur N.G.’yi bir taksiye bindirerek şehir merkezine bırakan şüphelinin, araçta ağlayan kızın durumunu soran taksi şoförüne de, özel sorunları olduğunu söyleyip, karışmamasını istediği dile getiriliyor.

14 YIL HAPİS CEZASI İSTENDİ

İddianamede olaydan sonra mağdurun polis merkezine giderek şikayetçi olduğu ve sevk edildiği hastanede boynunda, yanağında, sol gözünde, başında ve boyun bölgesinde çok sayıda sıyrık ve morarma tespit edildiği ifade edildi. İddianamede, mağdurun şikayeti üzerine tutuklanan şüphelinin eylemlerinin ’Nitelikli cinsel saldırı’ ve ’Alenen hakaret’ suçlarını oluşturduğu belirtilerek, R.C.’nin 14 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Mağdurun suç atımında bulunmak için bir nedeni olmadığını vurgulayan Savcı, adli raporlarla doğrulanan ifadelerinin samimi bulunduğunu kaydetti.

TAKSİDE BİLE BOĞAZIMI SIKIP BENİ DÖVÜYORDU

İddianamenin kabul edilmesinin ardından tutuklu sanık R.C.’nin yargılanmasına Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Davanın ilk celsesinde ifadesi alınan mağdur N.G., sanıktan şikayetçi olduğunu belirterek, "Olay yerine taksi ile gitmiştik. Taksi şoförü bizi bıraktıktan sonra ayrıldı. Oradayken bana saldırıp tecavüz etti. Olay yerinden ayrılırken sanık telefonla yeni bir taksi çağırdı. Bu taksi geldiğinde taksi şoförüne nişanlı olduğumuzu, aramızdaki meseleye karışmaması gerektiğini söyledi. Çünkü taksi içerisinde bile boğazımı sıkıp beni dövüyordu" diye konuştu.

CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEK İSTEDİ

Daha sonra ifadesi alınan sanık R.C., kendisine iftira atıldığını belirterek, "Suçlamayı kabul etmiyorum. Mağduru 2 yıldır tanıyorum. Kendisi ile sevgiliydik. Diyarbakır’a geldiğimde yüzyüze görüştük. Olay günü buluştuktan sonra bir taksiye binip gittik. Gideceğimiz yeri kendisi seçti. Kendisini kaçırmamı, yoksa intihar edeceğini söyledi. Hatta köprüden atlamaya çalışırken engel oldum. Kendisine engel olmak için 2-3 tokat attım. Sonra olay yerinden ayrıldık. Kesinlikle cinsel saldırıda bulunmadım. Evlenmek istemediğim için bana iftira attı. Olay yerine gittiğimizde kendisi cinsel ilişkiye girmeyi teklif etti. Benden ayrıldıktan sonra aile büyükleri arayarak, evlenmek için kızı almamı, aksi halde şikayet edeceklerini söylediler" dedi.

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, mağdur N.G.’nin beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti için Dicle Üniversitesi’ne sevk edilmesine hükmetti. Duruşma eksiklerin giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi.


Masaj salonunda yabancı uyruklu kadınlara fuhuş baskını.

| |

Jandarma ekipleri Narlıkuyu ve Kızkalesi’nde fuhuş operasyonu yaptı. Operasyonda gözaltına alınan 3’ü kadın 11 kişi adliyeye sevk edildi. Fuhuş yaptığı belirlenen 23 kadın alınan ifadenin ardından serbest bırakıldı.

Mersin İl Jandarma Komutanlığı ve Silifke İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Silifke ilçesi ve Erdemli ilçelerinde bulunan pansiyon, gazino, bar ve masaj salonlarında para karşılığında fuhuş yapıldığı istihbaratı elde etti. Ekipler, Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile Erdemli ilçesi Kızkalesi ve Silifke ilçesinde 10 ayrı gazino, bar, pansiyon ve masaj salonlarına eş zamanlı operasyon düzenledi.

 Fuhşa aracılık ettiği iddiasıyla 3‘ü bayan 11 kişi gözaltına alındı. Ayrıca arama yapılan yerlerde fuhuş yapmaya teşvik edilen Rusya, Romanya, Endonezya ve Gürcistan uyruklu 8 yabancının da aralarında bulunduğu 23 bayan gözaltına alındı. Yabancı bayanlar, ifadesi alındıktan sonra sınır dışı edilmek üzere Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne teslim edildi. Türk kadınlar ise ifadelerini ardından serbest bırakıldı.

Fuhşa aracılık, fuhşa teşvik, aracılık ve yer temin etmek iddiası ile gözaltında bulunan K.Ç., F.Ü., ve İ.Ö. adlı bayanlar ile T.G., H.K., A.Ç., D.G., M.T., U.D., A.G., A.K., isimli erkek şahıslar Silifke İlçe Jandarma Komutanlığı'ndaki işlemlerin ardından Silifke Adliyesi'ne sevk edildi. Şahısların yakınları, adliye girişinde basın mensuplarına ve emniyet güçlerine sözlü saldırıda bulundu.


Erkek yeğenlerine tecavüz etmiş.

| |

 ''İçiniz rahat mı? Küfür etmeyeceğim'' 

ERZURUM’da yaşları küçük 2 erkek yeğenine tecavüz ettiği suçlamasıyla tutuklu yargılanan 34 yaşındaki Suat D., Yargıtay’ın bozma kararının ardından tekrar yargılandığı 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yine 56.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar sonrası Suat D. mahkeme heyetine ''İçiniz rahat mı? Küfür etmeyeceğim'' dedi.

Merkez Aziziye İlçesi’nde 2009 yılında Suat D.’nin, o dönem 8 ve 10 yaşlarında olan yeğenleri R.D. ile S.D.’ye tecavüz ettiği iddia edildi. Suat D.’nin 3 yıl boyunca da yeğenlerine zaman zaman tecavüz ettiği öne sürüldü. Şikayet üzerine gözaltına alınan SUat D., 11 Mayıs 2013 günü tutuklanarak Erzurum E Tipi Cezaevi’ne konuldu. Suçlamaları kabul etmeyen ve kendisine iftira atıldığını söyleyen amca Suat D., 15 Ocak 2013 tarihinde Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada, yeğenleri R.D. ve S.D.’ye yönelik olarak yaptığı ’Çocuğun nitelikli cinsel istismar suçundan’ 41.5 yıl, her iki yeğeninine karşı ’kişi hürriyetinden yoksun bırakmak’ suçundan ise 15 yıl olmak üzere toplam 56.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Temyiz edilmesi sonrası Yargıtay 14’üncü Ceza Dairesi tarafından karar bozuldu. Yargıtay, mağdur çocukların çelişkili ifadelerde bulunmalarını ve ruh sağlıklarının bozulup bozulmadığına ilişkin tespitin zamanında yapılmamasını gerekçe göstererek bozma kararı aldığını açıkladı.

Bozma kararı üzerine, sanık Suat D., Erzurum 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmaya başlandı. Aldırılan yeni raporda da çocukların ruh ve beden sağlığının bozulduğu belirlendi. Geçen duruşmada raporun aleyhine gelmesine sinirlenen Suat D. mahkeme heyetine küfür etti. Suat D., bugün yeniden görülmeye başlanan davada 3’üncü kez hakim karşısına çıktı.

Mahkeme heyeti, Suat D.’yi yine aynı suçlardan toplam 56.5 yıl hapis cezasına mahkum etti. Suat D. karar sonrası mahkeme heyetine, "İçiniz rahat mı? Yaptığınız adalet mi? Küfür etmeyeceğim" dedi.


Cinayetin tanığı sekreter konuştu.

| |

Sekreter Asuman cinayet sonrası yaşadıklarını anlattı

Konya'da sebebinin yasak aşk olduğu öne sürülen cinayetin kara kutusu sekreter Asuman S., "Ahmet Hoca cinayeti itiraf etti, şaka şaka deyince üzerinde durmadım. Gerçek olduğu ortaya çıkınca da 'kimseye söyleme, namusunu lekelerim' diyerek tehdit etti" dedi.

Konya'da Selçuk Üniversitesi'nde görevli iki öğretim üyesinden Prof. Dr. Ahmet G.'nin, Doç. Dr. Celalettin Öztürk'ü boğazını keserek öldürmesinin sebebinin iki öğretim üyesiyle ilişkisi olduğu öne sürülen sekreter Asuman S. olduğu öne sürülmüştü. Asuman S. olay öncesi ve sonrası yaşadıklarını tek tek anlattı.

Hürriyet'ten Fevzi Kızılkoyun'un haberinde yer alan ifadeler şöyle;

BANA SAPLANTISI VARDI
"Ahmet hocanın bana karşı bir saplantısı vardı. Benimle uğraştığını biliyordum ama Celalettin hocayı da buna karıştırdığını asla bilmiyordum.

İKİSİYLE DE İLİŞKİM YOK
İkisiyle de kesinlikle ilişkim yok. Ahmet hocanın ilgi duyduğu doğru olabilir, babam yaşında adam aramızda nasıl bir şey geçsin. Asla ve asla böyle bir şey yok. Ahmet hocanın bu saplantısını daha önce ailemle de paylaşmıştım. Dekan Handan hocam ters biri olduğu için işimden atılacağımdan korkutuğumdan söyleyemedim.

 İki hocanın da zaman zaman sekreterliğini yapardım. Ailece perişan olduk, adalete kendimi anlattım. Medya beni yargılıyor hem de namusumla. 9 yıl önce üniversitede işe başladım. Kendi isteğimle 3 fakülte değiştirdim. Evlendiğim için fakülte değiştirdim. 5 yıl önce mühendislik fakültesine başladım. 30 Mayıs Cuma günü Turizm Fakültesi'ne görevlendirildiğim söylendi. Gitmek istemiyordum. Ahmet hocaya bu durumu anlattım. Ahmet hoca da bana 'Handan hoca ile helalleşmeden gittiğin için sana çok kırgın. Git helallik iste hallederiz' dedi.


Sekreter Asuman prof.cinayeti işlerken oradaymış!

| 9 Haziran 2014 Pazartesi |

Selçuk Üniversitesi’nde Doç.Dr. Celalettin Özdemir’i öldüren Prof. Dr. Ahmet G. ifadesinde, “Bağırmasın diye boğazını kestim. Bu sırada Asuman S., de arkamda duruyordu” dedi.

Selçuk Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet G.’nin, aynı fakültede görevli Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. Celalettin Özdemir’i, boğazını keserek öldürdüğü, Türkiye ’yi dehşete düşüren cinayetin ayrıntılarına ulaştı.

Milliyet gazetesinden Sertaç Koç’un haberine göre, Prof. Dr. Ahmet G., olayın ardından Karatay ilçesindeki Adliye’ye giderek teslim oldu. Ahmet G.’nin bu itirafı karşısında dehşete düşen savcı, durumu hemen polise bildirdi. Ahmet G., emniyette verdiği ifadesinde şunları kaydetti:
“Fakültede görevli Asuman S., ile yaklaşık iki yıldır birlikteliğimiz vardı. Ben ve o evli olduğumuz için Konya’daki bir otelde birçok kez buluştuk. Asuman S. benden ihtiyacı olduğunu söyleyerek birçok kez para aldı. Bazen bana hamile kaldığını ve kürtaj olması gerektiğini söyleyerek bazen de çeşitli bahanelerle para almayı sürdürdü.

Daha sonra Asuman’ın cep telefonuna gelen aşk mesajlarından aynı fakültede Doç. Dr. olan Özdemir’in de, sekreter Asuman S. ile ilişki yaşadığını öğrendim. Ben daha sonra bunu kabul edemeyeceğimi söyledim. Asuman S. , Özdemir’in de benden haberdar olduğunu ve benden ayrılmasını istediğini söyledi.
‘Psikolojimi bozdu’
Özdemir’le aramızdaki gerginlikler son bir aydır şiddetli şekilde sürüyordu. Ona Asuman S.’den ayrılmasını söyledim. Beni eşim olan Prof. Dr. H.G.’ye ve üniversite yönetimine şikayet etmekle tehdit etti. Elinde benim Asuman S.’ye gönderdiğim cep telefonu mesajları olduğunu söyledi. Bu durum psikolojimi bozdu.
Olay günü, Asuman S. ile konuştum. Konuşmamızda bana, Özdemir’in yine beni karıma söylemekle tehdit ettiğini söyledi. Bu konuşmanın ardından doçentle konuşmak üzere odasına doğru yöneldim. Bu sırada

Asuman S. de arkamdan geliyordu.
Özdemir’le tartışmamız bir anda şiddetlendi. Ben bu sırada yanımdaki bıçakla doçente saldırdım. Daha sonra bıçağı birkaç kez sapladım. Özdemir bunun üzerine “yetişin adam öldürüyorlar” şeklinde bağırmaya başladı. Ben de bir anda paniğe kapılarak bağırmasın diye bıçakla boğazını kestim. Doç. Dr. Özdemir kanlar içinde yere düştü.

Odayı arkadan kilitledi
Bu bağrışmaların ardından odanın Asuman S. tarafından üzerime kilitlediğini duydum. Elimle kapıyı açmak istediğimde kapı kilitliydi. Daha sonra üzerimin kan olduğunu fark ettim. Özdemir’in montunu giydim odanın penceresinden atlayarak kaçtım. Eve giderek üzerimi değiştirdim.

Gece doçentin odasına geri geldim ve yine pencereden odaya girdim. Odadaki kan izlerini ve parmak izlerimi temizledim. Daha sonra, Asuman’ın olay esnasında odaya attığı anahtarı alarak kapıyı açtım ve dışarı çıktım. Kapıyı kilitledikten sonra da Asuman S., ile her zaman buluştuğumuz otelde buluştum. Bunun sonrasında da Adliye’ye giderek savcılığa teslim oldum.”

Asuman S. iddiaları reddetti
Prof.Dr. Ahmet G.’nin cinayet işlenirken arkamdaydı, odayı üzerime kilitledi iddiaları üzerine polis ekipleri, sekreter Asuman S.’yi de gözaltına aldı. Asuman S.’nin emniyetteki ifadesinde, profesör Ahmet G. ile ilişkisini kabul ettiği, ancak öldürülen Doç. Dr. Celalettin Özdemir ile ilişkisi olduğunu kabul etmediği öğrenildi. Sekreter Asuman S. ayrıca, profesör Ahmet G.’nin cinayet anında arkasından odaya geldiğini ve odanın kapısını kilitleyerek anahtarı içeriye attığı yönündeki iddiaları ise kabul etmediği öğrenildi.

Serbest kaldı
Ahmet G. ve Asuman S. emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevkedildi. Her iki şüpheli de emniyetteki ifadelerini tekrarladı. Ahmet G. tutuklanırken, Asuman S. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. İfadelerden yola çıkan polis, Ahmet G. ve Asuman S.’nin Konya merkezindeki bir otelde 20’den fazla buluştuğunu tespit etti.


Uyuşturucu alışverişi değil cinsel içerikli konuşmalar.

| 6 Haziran 2014 Cuma |

Oyuncular Kenan İmirzalıoğlu, Engin Günaydın, Sarp Apak, Hakan Yılmaz, ersin korkut ile şarkıcılar Mehmet Erdem ve Koray Candemir'in de aralarında bulunduğu 53 sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapmak" ve "uyuşturucu madde kullanmak ve bulundurmak" iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması görülüyor.

"O KONUŞMALAR CİNSEL İÇERİKLİYDİ"

Duruşmada savunmasını yapan oyuncular arasında en çok Duygu Yetiş'in ifadeleri dikkat çekti. Yurtdışında bir kere uyuşturucuyu denediğini belirten Yetiş, "Türkiye'de de bir kere aldım ama yakalandım" dedi. İddianamede erkek arkadaşı Koray Candemir ile yaptığı ve uyuşturucuya dair olduğu iddia edilen konuşmalar sorulan Yetiş, o konuşmaların cinsel içerikli olduğunu öne sürdü.

İMİRZALIOĞLU DURUŞMAYA KATILMADI
İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu 13 sanık ile tutuksuz sanıklardan oyuncular Hakan Yılmaz, Gökçe Özyol, Sarp Apak, Şahin Irmak, Duygu Yetiş ve şarkıcılar Mehmet Erdem ile Koray Candemir'in de bulunduğu tutuksuz 25 sanık katıldı. Davanın sanıklarından Kenan İmirzalıoğlu ve Ersin Korkut mahkemeye sağlık raporu sunarak duruşmaya katılmadı.




Beyoğlundaki çantalı cinayetin görüntüleri ortaya çıktı.

| |

Beyoğlu'nda yol kenarında bırakılan çanta içerisindeki cesetle ilgili devam eden soruşturma kapsamında polis önemli bir ipucuna ulaştı.

Beyoğlu'nda yol üzerine bırakılmış bir çantanın içinde parçalanmış insan cesedi bulundu. Vahşet, akıllara Münevver Karabulut cinayetini getirdi.

Beyoğlu Bülbül Mahallesi Aşıklar sokakta sabah saat 06.30 sıralarında bölgede temizlik çalışması yapan belediye görevlisi yol üzerine bırakılmış bir çanta buldu. Temizlik görevlisi çantayı açtığında ise ceset parçalarıyla karşılaştı.

KİMLİĞİ TESPİT EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR

Temizlik görevlisi durumu polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri çevreyi güvenlik şeridi çekerek önlem aldı. Olay yeri inceleme ekipleri bir kadına ait olduğu öne sürülen cesedin kimliğini tespit etmek için başlattı.

GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Devam eden soruşturma kapsamında Beyoğlu’nda dün meydana gelen ve yol kenarında bırakılan bir çanta içerisinde ceset bulunan cinayetin kamera görüntüleri ortaya çıktı.

SURİYE UYRUKLU

1.50 - 1.55 metre boylarında ve 30 yaşında olduğu belirlenen kadının, Suriye uyruklu olduğu, boğazının kesilerek öldürüldüğü belirlendi. Kot pantolon ve tişört giyen kadının üzerinden herhangi bir kimlik kartı çıkmadı. Cep telefonu ve cüzdan da bulunmayan kadının ayağında çorap ve ayakkabı olmadığı öğrenildi.

BABASI VE KARDEŞİ ARANIYOR

Polis yetkilileri, kadının bir ev ya da otelde öldürüldükten sonra cesedinin çantaya konulup, sokağa bırakıldığını söyledi. Cesedi bulunan kadının Suriye uyruklu olduğu tespit edilirken, cinayetle ilgili kadının babası ve kardeşinin arandığı öğrenildi.


İnternette tanışıp ilişki kurduğu kadın kredi kartını çaldı.

| 3 Haziran 2014 Salı |

Trabzon'da internetten tanıştığı iki kadını evine çağıran, kadınlardan 29 yaşındaki D.K. ile cinsel ilişkiye giren 29 yaşındaki Fatih A., cep telefonu ile kredi kartının çalındığını anlayınca şikayetçi oldu

İnternette tanıştığı iki kadın...
Fatih A., internetten tanıştığı D.K. ile N.B.’yi evine davet etti. Eve gelen kadınlardan D.K. ile cinsel ilişkiye giren Fatih A., onların ayrılması sonrasında cep telefonunu bulamadı.

Evin telefonundan aradığı cep telefonuna cevap veren D.K.’dan, "Benimle ilişkiye girdin. Telefonuna el koydum" cevabı alan Fatih A., daha sonra da kredi kartı kullanılarak 835 liraya uçak bileti alındığını anlayınca polise giderek suç duyurusunda bulundu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.


"Deniz Seki'nin başını o klarnetçi yaktı" iddiası.

"Tek suçu o itle arkadaşlık yapmasıdır!"

Deniz Seki'nin kardeşinden şok Hüsnü Şenlendirici açıklaması

Hakkında yakalama kararı çıkan Deniz Seki'nin Antalya'da olduğu iddia edildi. Yakında teslim olacağı söylenen ünlü sanatçının kardeşi Serkan Seki ise ablasının başına gelenlerden Hüsnü Şenlendirici'nin sorumlu olduğunu ima etti!

Yaklaşık 4 yıl önce uyuşturucu ticareti yapmak suçundan yargılanan Deniz Seki'nin mahkemesi sonuçlanmış ve ünlü şarkıcı 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Geçtiğimiz gün hakkında yakalama kararı çıkartılan ancak henüz bulunamayan Seki'nin Antalya'da olduğu iddia edildi. Dedikodulara göre; ünlü şarkıcı, burada bir basın toplantısı düzenledikten sonra teslim olacak.

Bu arada Deniz Seki'nin yeniden cevaezine girecek olmasıyla ilgili çarpıcı açıklamalar yapan kardeşi Serkan Seki, okları Hüsnü Şenlendirici'ye çevirdi. Kardeş Seki; "Allah şahidimdir, en yakını olarak söylüyorum tek suçu 7 sene önce itle, köpekle arkadaşlık yapmasıdır! Sustuk, susturulduk" dedi.

YASAK AŞK YÜZÜNDEN BAŞLADI...
Takvim gazetesinin haberine göre, bu sözler üzerine gözler; Deniz Seki'nin 7 sene önce yasak aşk yaşadığı klarnetçiye çevrildi. O dönemde güzel şarkıcı da uyuşturucuya başlama nedenini; "Yaşadığım aşk, toplumda kabul görmediği için uyuşturucu kullandım" demiş; hatta Deniz Seki, Hüsnü Şenlendirici hakkında açılan davada tanıklık edip ünlü klarnetçinin kokain kullandığını öne sürmüştü.



7 kişinin tecavüz ettiği kız doğum yaptı!

| |

Bingöl'de 5 yıl boyunca 7 kişinin tecavüzüne uğrayan ve fazla kilo aldığı gerekçesiyle ailesi tarafından hastaneye götürüldüğünde hamile olduğu anlaşılan 17 yaşındaki Ç.Y, tecavüz bebeğini dünyaya getirdi. 

Hamile olduğu anlaşıldıktan sonra "Çocuğu içimden çıkarsınlar, çocukluğuma devam edeyim" diyen Ç.Y, Özgür adını verdiği bebeği bir daha geri almamak kabulüyle yetiştirme yurduna bıraktı. Ç.Y, şu an bir yetiştirme yurdunda, bebeği ise bir diğer yetiştirme yurdunda tutuluyor.

Milliyet'ten Damla Yur'un haberine göre, Bingöl'de 17 yaşındaki Ç.Y., 2 ay önce fazla kilo aldığı gerekçesiyle ablası tarafından hastaneye götürülmüş, hastanede yapılan muayenede 7,5 aylık hamile olduğu ortaya çıkmıştı. Ç.Y, 12 yaşından beri K.T'nin kendisine tecavüz ettiğini ve bunu bilen 6 kişinin de kendisiyle zorla birlikte olduğunu anlatmıştı. Ç.'yle rızasıyla birlikte olduğunu iddia eden K.T tutuklanmış, tecavüz iddiasını kabul etmeyen 6 kişi ise serbest bırakılmıştı. eğitimine ara veren ve başka bir şehirde yetiştirme yurduna yerleştirilen Ç.Y'nin ise kürtaj için geç kalması nedeniyle çocuğu doğurmayı bekliyordu.

Ç.Y'nin avukatı Nuran Aydın'dan edinilen bilgiye göre, "Çocuğu çıkarsınlar da çocukluğuma döneyim" diyen Ç.Y'nin bebeği 10 gün önce doğdu. Ç.Y, bebeğe 'Özgür' ismini koyarak bir daha geri almamak kabulüyle yetiştirme yurduna bıraktı. 12 haftalık yasal süreyi doldurduğu için kürtaj olamayıp çocuk yaşta çocuk doğuran Ç., psikolojik tedavi desteğiyle yaşama geri kazandırılmaya çalışıyor. Avukat Aydın, Ç.Y'nin psikolojisinde tamir edilmesi zor bir yaranın olduğunu belirterek, "Hem onun psikolojisi hem de yasal yoldaki mücadelemize devam ediyoruz. Keşke bu şekilde olmasaydı ancak yapacak bir şey yok. Umarız Ç. bir an önce iyi olur ve önümüzdeki yıl eğitim hayatına kaldığı yerden devam edebilir" diye konuştu.


"Ç.'yi korumak için köyden uzaklaştırdık"

Avukat Aydın, ailesinin de Ç.Y'ye destek olduğunu belirterek, "Yetiştirme yurduna yerleştirmelerinin sebebi serbest kalan 6 şüphelinin ve ailesinin köyde Ç.'ye zarar verebileceği endişesi. Ablası ve eniştesi de yanına almadılar çünkü burada da onu rahatsız edebilirlerdi. Ç. için en güvenlisi yurtta kalmaktı. Aile de kızlarından ayrı oldukları için çok üzgün. Ancak bu anlamda yapabilecek bir şey yok. Fakat aile de ben de sık sık kendisini ziyaret ediyor, ona destek olmaya çalışıyoruz."
Ç. ile devlet yurdunda görüşen bir akrabası da Ç.'nin durumunu şöyle anlattı: "Ç. her şeyin bitip kısa süre sonra köyüne geri döneceğini sanıyor. Çocuk doğmadan 'Çocuğu içimden çıkarsınlar da çocukluğuma devam edeyim' diyordu, şimdi de köyüne dönmeyi bekliyor. İçimiz parçalanıyor ancak kendine gelmesi zor. Çünkü Ç. hala çocuk ve yaşadıklarını hala kavrayamıyor."

6 kişi adli kontrolle serbest


Ç.'nin verdiği ifadelere göre, Ç.'ye 12 yaşından 17 yaşına kadar sistematik olarak tecavüz eden K.T. tutuklu iken, "K. ile birlikte olmuşsun, benimle de birlikte olacaksın, yoksa ailene söylerim. Sana para veririm, istediğin her şeyi alırım" diyerek Ç.'ye cinsel istismarda bulunan K.T.'nin ağabeyi B.T. ve K.T'nin 5 arkadaşı tecavüz iddiasını reddederek adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.


Cani Ana Baba 2 günlük bebeklerini yakarak öldürmüşler!

| 31 Mayıs 2014 Cumartesi |

2 günlük bebeklerine akılalmaz vahşet!

Fare zehri içirdikten sonra, benzin döküp yakarak öldürdüler
Sivas’ın Divriği İlçesi’nde yeni doğan bebeklerine fare zehri içirdikten sonra, benzin döküp yakarak öldürdükleri için yargılanan çifte ayrı ayrı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası verildi.

Sivas’ın Divriği ilçesinde 13 Mayıs 2013’te 2 günlük olan adı konulmamış erkek bebek, kamyon şoförlüğü yapan babası Muharrem Özçelik (32) ile eşi Teman Özçelik (24) tarafından önce fare zehri verilip, daha sonra ilçe yakınlarında bir araziye götürülerek üzerine benzin dökülüp yakılarak öldürüldü.

Yanık haldeki cesedin görülerek jandarmaya haber verilmesiyle ortaya çıkan olayın ardından Muharrem ve Teman Özçelik çifti tutuklandı. Çift hakkında Sivas 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ’çocuğu, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi öldürme’ suçlamasıyla dava açıldı.

BİRBİRLERİNİ SUÇLADILAR
Bugüne kadar görülen duruşmalarda ifade veren çiftler öldürme olayında birbirini suçladı. Anne Teman Özçelik, ifadesinde eşinin kendisini kaçırarak evlendiğini, hamile kaldıktan sonra eşinin bebeği aldırmaları konusunda baskı yaptığını öne sürdü.

Kendisinin bebeği aldırmak istemediğini anlatan Teman Özçelik, maddi sıkıntı nedeni ile bebeği aldıramadıklarını belirterek şöyle dedi: "Sivas’ta doğum gerçekleştikten sonra ilçeyle dönerken eşim bir eczaneye uğrayarak ilaç aldı. Bunların arasında fare zehri de vardı. Yolda bir çeşmenin yanında durduk.

"Ben su içmeye gittim, eşim ise arabada kaldı ve ağlayan bebeği doyurmaya çalıştığını söyledi. arabanın yanına gittiğimde elinde şırınga olduğunu gördüm. Şırıngayla bebeği beslemek istediğini söyledi bana. Daha sonra ilçedeki evimize gittik. Burada eşim bebeği alarak aile büyüklerine götürüp göstereceğini söyleyerek evden ayrıldı. Geri döndüğünde bebeği getirmedi ve bana onu öldürdüğünü söyledi"

Sanık Muharrem Özçelik ise önceki duruşmalarda verdiği ifadede bebeği kendisinin değil eşinin öldürdüğünü ileri sürerek, şöyle konuştu: "Eşim hamileliğini benden gizledi. Bu durumu hamileliğin 6’ıncı ayında öğrendim. Daha sonra eşim ’ben buna bakamam’ dedi. Sekiz aylıkken doktora giderek çocuğun aileye yük olacağını ve istemediğimizi söyledik. Doktorlar çocuğu almayı kabul etmedi."

"Daha sonra çocuğun doğumu sezaryenle hastanede gerçekleşti. Doğumdan sonra Sivas’tan Divriği’ye dönerken ben Alkol alıyordum. Eşim bana ’ilaçlarımı içtim bebeği de zehirledim’ dedi. Bunun üzerine çocuğu bagaja koyarak Beştepe mevkisine gittik. Bebeğe ait eşyaları ve battaniyeleri yaktık. Araca bindiğimizde eşim bebeği de orada bıraktığını söyledi."


Mahkeme'den Deniz Sekiye yakalama kararı.

| 30 Mayıs 2014 Cuma |

Deniz Seki'ye yakalama kararı. Uyuşturucu ticareti yapmak suçundan aldığı 6 yıl 3 aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onanan şarkıcı Deniz Seki hakkında yakalama kararı
çıkarıldı.


Seki, 3 yıl 6,5 ay daha cezaevinde kalacak. Ancak bu cezanın son bir yılının denetimli serbestlik sistemiyle dışarıda da geçirebilir.

Eski özel yetkili mahkemelerden İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 19 sanıklı davada Deniz Seki, "Kokain ticareti yapmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Temyiz için dosyanın gönderildiği Yargıtay ise Deniz Seki’nin cezasını onamıştı. Yargıtay, işlemlerini tamamladıktan sonra dosyayı Çağlayan’daki
İstanbul Adalet Sarayı’na gönderdi.

Dosya, yeni kurulan mahkemelerden olan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne düştü. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi de, dosyadaki cezası onananlarla ilgili yazıları İnfaz Savcılığı’na gönderdi. İnfaz Savcılığı da, dün Deniz Seki’nin infaz işlemlerini tamamladı. Hapis
cezası 3 yılın üzerinde olduğu için Seki hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Yakalama emri UYAP üzerinden Emniyet Müdürlüğü’ne gönderildi.


Seki, İnfaz Kanunu kapsamında aldığı hapis cezasının 3’te 2’sini cezaevinde geçirecek. Buna göre 6 yıl 3 ay ceza alan Seki 4 yıl 2 ay cezaevinde kalacak. Ancak daha önce 7,5 ay cezaevinde yatan Seki’nin yattığı süre de 4 yıl 2 aydan düşülecek. Buna göre Seki 3 yıl 6,5 ay daha cezaevinde yatacak. Ancak Seki, cezaevinde geçireceği sürenin son1 yılını da denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirebilecek.


Kız kardeşine tecavüzle suçlanan imam rezil oldum dedi.

| 29 Mayıs 2014 Perşembe |

Erzurum'da kız kardeşleri 23 yaşındaki H.B.'ye tecavüz ettikleri iddiasıyla tutuklu yargılanan köy imamı 29 yaşındaki A.B. ile 27 yaşındaki M.B., Erzurum 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde ikinci kez hakim karşısına çıktı.

Kız kardeşinin iftira attığını söyleyen imam A.B., "Din görevlisiyim. Yüzlerce kız öğrenci okuttum. Bu güne kadar tek bir şikayet olmadı" dedi.

Merkez Yakutiye İlçesi'nde oturan H.B., geçen kasım ayında polise başvurarak iki ağabeyinin kendisine tecavüz ettiğini ileri sürdü.

Annesi İ.'yi 7, babası A.'yı ise 1 yıl önce kaybettiğini belirten H.B., Kars'ın bir köyünde imam olan ağabeyi A.B.'den hamile kaldığını ve Ankara'da kürtaj olduğunu iddia etti.

Son olarak küçük ağabeyi M.B.'nin de tecavüzüne uğradığını ileri süren H.B.'nin şikayeti üzerine iki erkek kardeş tutuklandı.

Kardeşler hakkında 18 yıla kadar hapis cezası istendi.

Bugün yapılan ikinci duruşmada ağabeyler A.B., M.B. ile mağdur ve sanık avukatları hazır bulundu.

"Tecavüz ettiğini detaylı şekilde anlattı"

Duruşmada tanık olarak dinlenen H.B.'nin kaldığı Aile ve Sosyal Politikalar Kadın Konukevi Müdiresi Şükran Göktaş şunları anlattı:

"Kuruma gelen kadınlarla rehberlik görüşmesi yapıyoruz. H.B. ilk iki gelişinde ağabeyi M.B.'den dayak yemişti. Kendi isteği ile ayrıldı. 3'üncü gelişinde ağabeylerinin tecavüz ettiğini detaylı şekilde anlattı. 'Kars'taki ağabeyim gelince diğer abim M.B. evden çıkıyordu' dedi. Zorla birlikte olduklarını anlattı.

Daha sonra sanıkların avukatı kuruma gelip kendisiyle izin alarak görüştü. Dilekçe yazmış ve şikayetçi olmadığını iftira attığını söylemiş. H.B, kurumda kalan diğer kadınlara 'İftira attığımı söyledim, içim rahatladı. Kaç aydır uyuyamıyorum, bu gece rahat uyku uyuyacam' demiş ve o gün çok mutluymuş.

H. hanım kurum içerisinde tutarlı ifadeleri olan biri değil. Kendisi yönlendirmeye açık biri. Kurumda olmayan şeyleri olmuş gibi anlatıyor. Hastaneye götürülünce oradaki erkekleri gösterip 'benim sevgilim' diyormuş. Benim hiç söylemediğim şeyleri olmuş gibi anlatıyor. Bu nedenle kaç kez kendisini uyardık."

İmam: "Temize çıkmak istiyorum"

Kız kardeşi H.B.'nin bahsettiği olay tarihinde Kars'ta görevinin başında olduğunu söyleyen imam A.B., "Kuran kursu yoklama defterinde her gün imzam var. Kız kardeşim telefonunun elinden aldığımızı anlatmış, o telefonu kendisine ben aldım. Elinden neden alayım. Ben bir din görevlisiyim. Yüzlerce kız öğrenci okuttum. Bugüne kadar tek bir şikayet olmadı. İnsanlara rezil oldum. Evim yağmalandı. Eşim bu iftira yüzünden benden ayrıldı. Bu iftiradan kurtulup temize çıkmak istiyorum" dedi.

Mağdur H.B.'nin avukatı ise müvekkilinin yönlendirmelerle ifadesini değiştirdiğini anlattı.

Müvekkilinin ablası R. ile telefon görüştüklerini belirten avukat, "H.'nin ablası 'Abilerimizi içeriden çıkar, onları İstanbul'a göndeririz sen de burada rahat edersin. Aksi halde kadın sığınma evinde kalırsın' demiş. Yönlendiriliyor müvekkilim" diye konuştu.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk durumlarının devamına karar vererek duruşmayı H.B.'nin İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak raporun sonucunun beklenmesi için erteledi.


Hindistan: İki kız toplu tecavüze uğradı ve asıldı

Hindistan'da ağaca asılmış iki kızın cesedi bulundu. Polis kızların öldürülmeden önce toplu tecavüze uğradığını açıkladı. Bu olay, Hindistan'da bu yıl içerisinde gerçekleşen ikinci toplu tecavüz vakası oldu.

Hindistan'da ağaca asılmış iki kızın cesedi bulundu. Polis kızların öldürülmeden önce toplu tecavüze uğradığını açıkladı.

Ülkenin kuzeyindeki Uttar Pradeş eyaletinde yaşanan olayın ardından bir kişi gözaltına alınırken, iki polis memuru da "görevlerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle" görevden alındı.

Polis memurlarının kızların kayıp olduğuna dair ihbar almasına karşın herhangi bir işlem yapmadığı belirtiliyor.

Çarşamba günü sabahı Badaun bölgesinde ağaca asılı halde bulunan iki kızın 10 ila 15 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor.

BBC'ye bilgi veren emniyet görevlileri, saldırıyla ilgili olarak iki kişinin daha arandığını belirtti.

Saldırıda hayatını kaybeden her iki kızın da otopsilerinin dün tamamlandığı ifade edildi.

Emniyet görevlisi Atul Saxena, "Kızların nasıl kaybolduğu ve toplu tecavüz sonrası nasıl ve kimler tarafından asıldığı konusunu hâlâ inceliyoruz" dedi.

Cinsel saldırılara tedbir

2012 yılında Hindistan'ın Delhi şehrinde yaşanan toplu tecavüz olayı sonrasında ülkede cinsel saldırılara karşı önlemler ve cezalar artırılmıştı.

İki yıl önce yaşanan saldırı sonrası, Hindistan hükümeti yoğun biçimde protesto edilmiş ve geçen yıl talepleri karşılayabilmek için bir dizi yeni yasa çıkarmıştı.

Yapılan yasal düzenlemelerle Hindistan'da birden fazla tecavüz olayına karışanlar idam cezasına çarptırılıyor.

Yine bu yıl içerisinde 20 yaşındaki bir kadın ülkenin doğusundaki Bengal bölgesinde toplu tecavüze uğramıştı.

Yaşanan olayın köyün ileri gelenleri tarafından verilen bir ceza olduğu ve kadının kendisine önerilen eşi reddetmesi sonucu gerçekleştiği iddia edilmişti.


Genç kızı orman da öldürüp bileklerini kesmişler.

Zonguldak'ın Ereğli ilçesindeki ormanlık alanda geçen yıl 9 Eylül'de cesedi bulunan 21 yaşındaki Gizem Tunç'un ellerinin öldürüldükten sonra bileklerinden kesildiği belirlendi.

Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin talebi üzerine Zonguldak Adli Tıp Şube Müdürlüğünce hazırlanan rapor, mahkemeye gönderildi. Raporda Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 6 Ocak tarihli otopsi raporunun incelendiğini belirtilerek, dış muayenede maktulün saçları arasında yaprak ve ot parçaları, kulak içlerinde de larvalar bulunduğu kaydedildi.

Tunç'un sol kolunun ampute görümünde, kemik kenarlarının düzensiz olduğuna işaret edilen raporda, şu ifadelere yer verildi: Ampute cilt kenarlarında kanama ve ekimoz saptanmadığı, birinci parmağın bulunduğu sağ el bileğinin alt kısımdan diğer yapılarla ampute görünümünde olduğu, ekimoz ve kanama saptanmadı. Kişiye yapılan otopside elde edilen makroskopik ve misroskopik bulgularda kesi yerlerinde kanama, ekimoz, sıyrık gibi canlılık özelliklerinin bulunmadığı kayıtlı olduğundan, sorulduğu üzere el bileklerindeki kesilerin kişinin ölümünden sonra meydana geldiği kanaatini bildirir rapordur.

"TİTİZLİKLE TAKİP EDİYORUZ"

Gizem Tunç'un avukatı Yılmaz Efe, yaptığı açıklamada, raporda Tunç'un bileklerinin ölümünden sonra kesildiğinin tespit edildiğini belirterek, "Mahkemenin talep ettiği yazı dosyaya konulacak. Biz konuyu titizlikle takip ediyoruz, olayı gerçekleştiren kişi zaten suçunu itiraf etmiştir" diye konuştu.

Taksicilik yapan Murat Erdoğan'ın (29) cesedi, 9 Eylül 2013'te, Uzun Mehmet Mahallesi Radar mevkisindeki barakada, Gizem Tunç'un cesedi de yakınındaki ormanlık alanda bulunmuş, genç kızın iki elinin kesildiği belirlenmişti. Olayla ilgili aranan zanlı Deniz P, Denizli'deki askeri birliğinde gözaltına alındıktan sonra, baba Ali P de "Delilleri karartma ve kuvvetli suç unsuru bulunduğu" iddiasıyla tutuklanmıştı.


Minübüs bekleyen kız çocuğu tacizciden çığlık atarak kurtuldu.

| |

Tacizciden çığlık atarak kurtuldu
Adana'da durakta minibüs bekleyen çocuğa sözlü tacizde bulunduğu ileri sürülen ve kızın çığlık atması üzerine kaçan şüpheli, kovalama sonucu yakalandı.

Merkez Seyhan ilçesi Şakirpaşa Mahallesi’nde okula gitmek için durakta minibüs bekleyen 12 yaşındaki H.D, yolda duran otomobildeki tanımadığı bir kişinin, "Sevgilim olur musun?" dediğini öne sürdü. Aracından inen kişinin yanına yaklaştığını gören H.D, çığlık atarak yardım istedi.

Durak yakınında bulunan kahvehanedeki vatandaşların kovaladığı şüpheli, ara sokaklara kaçtı. Olayı haber alan polis ekipleri, şüpheli F.Y’yi (23) aynı mahallede yakaladı.

"Hırsızlık, polise direnme, uyuşturucu kullanma ve satma" suçlarından 13 kaydı bulunduğu öğrenilen F.Y, emniyetteki işlemlerinin ardından Adana Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi.


Uğur Kurt'un katili bakın hangi polis çıktı.

| |


Uğur Kurt'un ölümüyle ilgili olarak bir polis memuru ifade verdi. 14 polis memurunun silahına olaylar sonrası el konulmuştu. Yapılan incelemede Kurt'u öldüren kurşunun, terörle mücadele şubesinde görevli bir polise ait olduğu tespit edildi.

Gelişmeler üzerine, silahın sahibi polis memurunun mesai bitiminde ifade verdiği belirtildi. İsmi açıklanmayan polis memurunun, Okmeydanı'ndaki olaylarda göstericilerin attığı molotof kokteyli isabet eden "akrep"te görev yaptığı belirtildi.


Search

Labels